Thales Rock

Artık Thales dendiğinde bir yunan filozofu, geometri dersinden hatırlayacağım şahsiyet yerine yeni gözdem diyebileceğim bu mekan beliriyor kafamda. Gayet şirin 2 kat ve uzun uğraşlar sonucu güzel bir görüntüye bürünen terası ile emrimize amade. Şu anda bir şubesi açıldı ya da açılacak tam emin değilim (sonu Pi gibi olmasın da) ama bu yazının konusu bildiğimiz Thales.

Mekan şurada, nasıl olsa ben daha güzel tarif edemeyeceğim, o yüzden hiç kasmadım. Siteye de göz atabilirsiniz bu arada tabii ki, gitmeden önce ne içeceğinize karar vermenizde yardımcı olabilir. (Ne bileyim belki aşırı programlı bir insansanız, saat 22:46’da “Long Island içicem” diye not alırsınız.)

Thales’e ilk gidişim bir buçuk sene öncesine denk geliyor. İlk gittiğimde beni dikiş makinasından bozma masaları ile oldukça şaşırtmıştı. Çok da sevmiştim, masalarda pedal vardı resmen. Şimdi kaldırdılar sanırım pedalları ama masalar aynı. Son birkaç ayda yolum daha fazla düşer oldu ve en son doğum günümü de burada kutladım. Bir bardan fazla şey bekleyen bir insan değilim. Samimi olsun, içkileri çeşitli olsun, ucuz olsun, rock çalsın benim için gayet yeterlidir. Thales hepsini fazlasıyla karşılıyor. İçkiler gayet uygun fiyattan, müzikler gayet iyi, garsonları da iyi insanlar 🙂 Yanız bir keresinde “shaker ile sex on the beach alabiliyor muyuz?” diye sorduk garson kıza (öyle 1-2 shot yetmiyor bize, evet) ama derdimizi anlatamadık çünkü kız shakerın ne olduğunu bilmiyordu. “Barmene sor o anlar.” dedik (alamıyormuşuz, böhü…). Hani bunu sorun ettiğimden filan değil de şaşırdım, bar burası yahu, shaker bilinmez mi 🙂 Lafın kısası garsonlarda acemilik gözlenebiliyor ama ciddi bi sorunla karşılaşmadım şimdiye kadar. Eksi olarak sayabileceğim şey, biranın tuborg olmasıdır. Tuborg içilir içilmesine de ben Efes’çiyim, Efes ister deli gönül (ne diyorum lan ben?). Kahve-sıcak çikolata gibi alkolsüz mamüllerinden denemedim hiç ancak kokteyl ve aromalı vodkaların gayet başarılı olduğunu söyleyebilirim. Gerçi tarçın vodkayı pek tutmasam da fındık ve elma açığı kapatıyor.

Kısacası, güzel güzel içkiler içip eğlenebileceğiniz, güzel müzikleri ve hoş bir atmosfere sahip mekan kendisi. Üstelik iki tane sakallı makallı herif de olsa içeri giren gayet iyi karşılanacaktır (anladın sen onu). Yeni mekanlarını da en kısa sürede teste tabi tutup size izlenimlerimi aktaracağım.

Not: Hüseyin fark ederse kesin yazar, o yüzden ben salaklığımı kendim yazıp kamikaze yapıyorum. Bu yazıyı önce yanlışlıkla çok alakasız bir blogda yayınlayıp sonradan buraya taşıdım. Bu da böyle bir anım olsun. Adisin Hüseyin.

Get the flash player here: http://www.adobe.com/flashplayer

“Mutlu günler!” | mistiklal ekip

Yiğitcan Karanfil

Lise ve üniversite boyunca İstiklal Caddesi’nden eksik olmamış, üniversite bitiminde de Toronto’ya yollanmış, şimdilik ne yaptığı pek de belli olmayan bir insanım. Mimarım, asabiyim, macerayı severim (gülüşmeler filan). Kendim hakkında bir şeyler yazmaktan da zerre hazzetmem.

Latest posts by Yiğitcan Karanfil (see all)

5 Comments
  1. Ben de diyorum adam ne kurnaz. Bir yazı yazayım, bütün bloklara koyayım. Küçültüp iletiye de koy istersen diyecektim; ama hoşsun vesselam:) İlahi Yiğitcan… Bu arada diğer blok için de aşırı alakasız sayılmaz, kalsın anı olarak. Gülücük…

    Şimdi baktım silmişsin: Üzüldüm… Böööö

  2. Sana cevap vermekten mekana yorum yapmayı unuttum. Efes olayı doğru, katılıyorum, bi mukabele. Ayrıca çok rahat gürültü de yapabiliyorsunuz. Ben böyle mekanlara rahat etiketini basıyorum mesela. Tabi rahat anlayışı kişiden kişiye değişiyor. Kimisi oturabileceği yerlerde rahat, kimisi osurabileceği. Fena bir metafor oldu. Lütfen The End.

Bir cevap yazın