Pera In Bistro

Niyetim yeni yerler keşfetmek değildi, sadece fotoğraf dersimin finali için elimizde makina, okuldan bir arkadaşım ile birlikte geziniyorduk. Beyoğlu sokaklarının grid (ızgara) sistem ile en ufak alakası olmadığını bir an için unutarak “İlerideki sokaktan çıkarız.” dedik. Bir süre sonra konuşmanın seyri “Sonumuz hayrola” üzerinden dönmeye başladı. İstiklal Caddesi’ne Urban‘ın da üzerinde bulunduğu Turnacıbaşı Sokak’tan çıkarken Pera In Bistro’ya rastladık. İlginç gözüktü gözümüze, yemeği burada yemeye karar verdik.

Şimdi en başta şöyle bir karmaşa var: dışarıda tabelada ve kapıda bir cafe yazıyor, bir bistro. Ancak sanırım burası bistro olarak geçiyor, facebook grubunda filan da bistro diyordu. İçerisi çok… İkea. Evet, İkea’dan bayağı alışveriş yapmışlar. Fena da olmamış, sevdik biz. Duvardaki kaplama elemanlarının arasını resimleri asmak için kullanmaları da enteresan. Yakından bakınca aslında işçiliğin çok iyi olmadığını, bir-iki hatayı gördük ama üç mimar gittiğimiz için öyle oldu sanırım. Yoksa kimse manyak gibi kurcalamaz öyle. Kısacası hoş bir mekan diyebilirim. Tuvaleti de güzel, temiz. Son zamanlarda sık gördüğüm “çişini tutmaya çalışan figürler” var kapılarında, güldürüyor

Neyse efendim geçtik içeriye bir yere kurulduk. Gittiğimizde sadece üçümüz vardık o yüzden müşteri profili çıkartamıyorum pek. Sanırım daha çok gece çalışan bir yer. Menüyü elimize aldık ve… O da ne? Menü birkaç satırdan ibaret. Normalde az çeşidi var diye bir yeri eleştirmem, sundukları güzelolsun yeter. Ancak “bistro” dediğimiz zaman ben zibilyon çeşit yemek ve içecek sunan bir yer bekliyorum şahsen, bistronun mantığı budur. Alkol var, kahve var, yemek var tamam ama her şeyden biraz biraz menüye koymak burayı bistro yapmıyor neticede. Daha fazla çeşidi olan cafeler biliyorum. Burada sorun, mekanın dekorasyonu ve adındaki “bistro” ile dışarıdan size çok daha fazla şey vaad etmesi. Neyse dedik, yiyeceklerimizi söyledik. Servis hızlı, ayrıca makarnamın yanında parmesanı masaya koymaları bayağı güzeldi. Yediğimizden memnun kaldık ama çok enteresan, egzantrik bir şey de yemedik. Yemeğin sonunda çay ikram ettiler, çay tabaklarını ve yanında gelen kurabiyeyi bayağı tuttum (hatta fotoğrafını çektim). Hoş detaylara sahip bir yer yani.

Özetle, Pera In Bistro “Kesinlikle gitmelisiniz!” diyebileceğim çok enteresan bir yer değil ama yolunuz düşerse uğrayabilirsiniz, pişman olmazsınız. Sadece gözünüzde büyütmeyin derim. Şık bir mekan, sınırlı ama iyi yemekler, hızlı servis. Isıtıcının bizi biraz pişirmesinden başka pek sorunumuz da olmadı.

Benden bu kadar, yorumlarınızı esirgemeyin.Sayanora!

“Mutlu günler!” | mistiklal ekip

Yiğitcan Karanfil

Lise ve üniversite boyunca İstiklal Caddesi’nden eksik olmamış, üniversite bitiminde de Toronto’ya yollanmış, şimdilik ne yaptığı pek de belli olmayan bir insanım. Mimarım, asabiyim, macerayı severim (gülüşmeler filan). Kendim hakkında bir şeyler yazmaktan da zerre hazzetmem.

Latest posts by Yiğitcan Karanfil (see all)

Bir cevap yazın