Zencefil

Evet Zencefil, hani ot olan. Galata’da da Enginar var. Ben de Kedirgen açıcam ve sadece egelilere hizmet edecek. Gevrek, tulum falan. Öhöm bizim otobur işletmeye dönelim. İstiklal’in girişine yakın; Akbank Sanat’ın ordan sağa, yol bitiminde sola dönün ve az yürüyün… İşte sağınızda!

İçi bizim mistiklal kırmızısı, doğramaları Anadolu kahvelerindeki yeşil boyalı, L biçimli bir mekan. Belli ki tasarlanmış, o yüzden ‘şusu güzel, bu çok hoş’ diye yazmayacağım; ama siz tasarlanmış kelimesini aklınızda tutun yine de. Çünkü tasarlanmış mekanların müşteriden bunun acısını çıkarması sendromu bu mekanda da görülebiliyor. Bu duruma genelde, belli bir oranda, müsaama gösteren beni önce çileden çıkartan sonra bir kaç kere daha gidince bağdaştırdıklarımdan dolayı hakkındaki fikirlerimi ve yazımı güncellediğim yerlerden biri olduğunu not düşerek devam edeyim. O da şahsen tanımasam da Bay Ananias’a olan saygımdan.

zencefil_2

İçeri girince çeşitli duvarlarda kara tahtalar var. Yiyebilecekleriniz, içebilecekleriniz orada yazıyor. İlaveten menüsü de var tabi, zorlarsanız getirirler. Servis elemanlarının bazılarında çok yukarıdan bakan gözler görüyorum, bazıları insancıl. O konuda da götümser* olamadım; ama sürekli turistlere servis etmekten biraz yabancılaşmışlar. Efendim, baktınız seçtiniz hangi vejetaryen yemeği yesek diye tartıştınız ve söylediniz. O ara fiyatları da görmüşsünüzdür, onlar da (turistlere göre) tasarlanmış. Tahminimize göre de organik denilen sağlıklı ve doğal yöntemlerle yetiştirilmiş bitkiler kullanılıyor yemeklerde. E hal böyle olunca fiyatlar yüksek oluyor. Sağlıklı yaşamak lüks biliyorsunuz. Çatal, bıçak da lüks…

İlk gittiğimde sadece çorba içtim, o da denemek için. Dikkat etmedim, kuver varmış. Masaya gelen zeytinyağı ve ekmek içinmiş. Fransızca couvert’ten gelen kelime size servis edilen çatal-bıçaktan para almaktır yani garsoniyedir. Onların söylediği gibi yağ-ekmek değildir çünkü masaya bir tane getirip kişi başı ücret kesemezsin. Üstelik istemeden masaya getirilen bişey için ücret kesilemez; ama bu çağdışı asil soygunculuk turistleri ve hayatı turist gibi yaşayanları rahatsız etmiyor galiba. Özetle sadece çorba içmek size 8 liraya (4€) mal olabilir.Yanarım yanarım müşteriye suyu sürahiyle, yemekten sonra çayı sevgiyle sunan inorganik esnafıma yanarım.

Arada organik yemek istersem, makarna-pizza-kebaptan sıkılırsam giderim, 3€ verir doğal ayranımı içerim. Fakat bahar pilavını yemem; tatlı, çay derken hesap sırasında getirdikleri beyaz şeyleri de yer kalkarım. Tuvaletini de denemek isterim bi ara. Fırsat olmadı. Fırsat?

Son sözüm gidin deneyin, kapının yakınında tohumlar var onları alın, ekin. Yakında, yakınındaki alternatifi olduğu söylenen bir mekanı deneyeceğim. Onu da takip edin.

Meraklısına:  web | mail | twitter | face | ekşi mekanist

“Mutlu günler!” | mistiklal ekip
Hüseyin
Takip et!

Hüseyin

Editör at Mistiklal
Bendeniz mistiklal'in kurucu ortağı. Bana göre bir mekanda, en belirleyici unsurlar fiyatı ve tuvaletidir. Kendini ne sandığını; aslında ne olduğunu anlatır. İstiklal’i babadan kalma severim, gezerim, okurum ve yazarım. Arşivim, belgelerim var.
Hüseyin
Takip et!
3 Comments
  1. Pingback: mistiklal.com | Köfteci Hüseyin

Bir cevap yazın