Baykuş

Yaz geldi gibi, gelmemiş de olabilir. Bir süredir böyle aç-kapa-artema şeklinde duygularımızla oynadı. İşte bugün o duygu yoğunluğunu yaşadığımız günlerde denediğimiz bir mekanı yazacağım. Kendisi Bekar sokak üzerinde, yani meydandan tünele ikinci sağa dönünce, az ilerde sağınızda. Adı da Baykuş: In english Mr. Bird.
Asma katla beraber 3 katlı, benim gözümde tek katlı, senin hatrına iki katlı bir mekan. Biraz siyah, biraz bar, biraz müzik, biraz espri… İlk aklıma gelen tanımlayıcı sözcükler bunlar. Detaylara ineceğim; şimdi mekana giriş anına dönelim.

Ne yapsak ne etsek diye diye bir aşağı bir yukarı bütün sokaklara dalarken bir arkadaş “Ben burayı duymuştum” dedi ve durduk. Şöyle bir baktık dışarıdan: Bananas çıkacak yazıyordu. Biz de “Bak bir de böyle grup varmış hem dinler hem içeriz” dedik ve girdik. İçeriye doğru uzanan barı katederek sahneyi gördük, masalarda yer yoktu üst katına çıktık.

Üst kat dediğim asma kat, 3-4 masadan ibaret ve biz sahneyi görebilecek yegane masaya oturduk. Sahne dediğim küçücük (2-3 muz büyüklüğünde), yerden yüksek, arkası aynalı bir alan. Neden ayna var derseniz biz görelim diye koymuşlar çünkü sahneyle teras arasında heybetli bir havalandırma bacası var. Hem görüntünüzü kapatıyor hem de esiyor. Özellikle kapalı alanda birisi sigara içiyor diye açılıyorsa daha sinir bozucu esiyor. Son olarak korkulukların da pek güven vermediğini ekleyerek müesseseye uyarılarımızı bitirelim. Daha Bananas’ı yazacağım…

Bu mekanı ilk girdiğimizde sevdik aslında. Ortamı iyiydi, garson hızlıydı-kibardı, parayı direk aldıkları için hesap ödeme sıkıntısı çekmedik, çerez servisini sevdik.Tuvalete çıktım (evet en üst kat) mesela kapılarda baykuş-bayankuş gibi bir espriye gitmişler bayıldık. Tuvaletin orda koltuk var, oturduk rahat rahat sevgilimizi bekledik, falan filan. Hala da seviyoruzdur mekanı ama ‘banana banana’ diye omuz silkiyor yüreğim. Çünkü tüm bu tespitler boyunca bekledik onları…

Gelelim o bekleme anlarına ve neyi beklediğimize. Efendim bu ‘muzlar’ hakkında hiç-bir-fik-ri-miz-yok-tu. Daha önce muz yemekten öteye geçmemiştik grupçana. Merak ettik tabi. Başlama saati 10.30 muydu 11 miydi bilmiyorum ama 12’yi geçmediği kesindi. Hani mekan dolsun diye beklediler desek mekan zaten dolu, yoklar desek değil sahnede iki eleman ve sahne önünde bir grup ergen tanımlanamayan tavırlar içinde duruyor, çok şahane meşhurlar desek hani assolistiz biz falan ama mümkün değil. Anlamadık ve yorgunduk, çatladık hafif hafif. Belki de ‘baykuş’ diye gecenin geç saatine bıraktılar, kimbilir. Sonra iki juvenileeleman yerlerini aldı ve cover yapmaya başladı… Öndeki grupta dans etmeye… O an Tanrı muz’u yok etti ve bananas’ı yararttı.

Grubun adını Bananas koyarak bize ne anlatmaya çalıştılar bilemem ama kötüydü be günlük. Öeh yeter diyerek indik aşşağı, insanlar var ortam güzel; ama Bananas’dan bağımsız bir güzellik. Aralarından geçtik ve sokaklara karıştık. Kimimiz Cihangir’e yürüdü, kimimiz Dolmabahçe’ye…

* araya yabancı kelime koydum çok süper oldu.


Meraklısına:  web | mail | twitter | face | ekşi mekanist

“Mutlu günler!” | mistiklal ekip
Hüseyin
Takip et!

Hüseyin

Editör at Mistiklal
Bendeniz mistiklal'in kurucu ortağı. Bana göre bir mekanda, en belirleyici unsurlar fiyatı ve tuvaletidir. Kendini ne sandığını; aslında ne olduğunu anlatır. İstiklal’i babadan kalma severim, gezerim, okurum ve yazarım. Arşivim, belgelerim var.
Hüseyin
Takip et!

Bir Cevap Yazın