İndigo Pub

İstiklal Caddesi’nin bilindik müzik mekanlarından biri İndigo. Çoğunuz bir şeyler dinlemiştir burada, ya da en azından adını duymuştur diye tahmin ediyorum. Şimdilik İndigo’ya gitme şansına erişemedim şahsen, çaprazında bulunan pub versiyonuna gitmekmiş kısmet.

Mekanımız, Tom Tom Sokak’ta, köşede. We’nin biraz ilerisi. Sokağın iki yanında mekana ait masalar mevcut. Hatta karşı duvara yansıtılan projektörde Asterix gösterilmesiyle biz 90’larda çocukluğunu yaşamış insanlar “Ehe ehe, Asterix.” diyerekten girdik mekana.

Niyetimiz 1-2 içki yuvarlayıp yemeğimizi yiyip Balans’a geçmekti. İyi bir seçim yaptığımızı söyleyebilirim. Tamam tamam, aslında sevgilimin doğum günü kutlamasıydı ama öyle “pastalar, içikiler vuuu!” dan ziyade biraz daha sakin takıldık. Zaten hediyesini de yetiştiremedim, sonradan verdim(gereksiz bilgi). Sigara içenimiz olmadığından hava da biraz serinlediğinden içeride oturmayı tercih ettik. İçeride girdiğimizde sağ tarafta bir tarafın yüksek sandalyelerde diğer tarafın bağdaş kurarak oturduğu çok enteresan bir masa var. Biz nispeten daha normal bir yere kurulduk, o masada bir tartışma çıktı zaten daha sonra kalktılar filan (ultra gereksiz bilgi). Ha, bir de mekanda fırın olması dikkatimizi çekti tabi. Bildiğiniz taş fırını, çok takdir ettim. Ayrıca mekanın bayağı şık olduğunu söylemeliyim. Özellikle tavandaki çapraz ahşap kirişlerin içindeki aydınlatma elemanlarını takdir ettik. Beş mimar gittik, herkes beğendi  (o derece yani). Tabi ben gıcıklık yapıp ortadaki avizeyi beğenmedim. Olsun o kadar.

Tabi mekan böyle olunca “Kazığı yer miyiz ki burada?” gibi bir soru canlandı ufaktan. Lakin menü geldi, fiyatlar gayet makuldu böyle bir yer için bence. Fiyat/performans olarak gayet şahane diyebilirim hatta. O bahsettiğim fırında güveç mi dersiniz, pizza mı dersiniz bir sürü güzel şey pişmekte. Hatta karides ve tavuk güveçlerin yanında tereyağlı pide filan geldi. Ben meksika pilici yedim, o da gayet güzeldi. Ekmek hariç her şey çok lezzetliydi kısaca. Evet, ekmek. Abi ekmeği sabahtan dilimlemişler, akşama kadar kurumuş filan ve ööyle getirdiler diye tahmin ediyorum. Bir de bize bakan garsonda bir iplememe durumu vardı, nedenini çözemedik. Bir ara gittim bardan biramı kendim aldım filan ama yine de pek keyfimiz bozulmadı.

Ha, bir de masanınn üzerindeki amerikan servislerin üzerini okuyunca fark ettik ki karşıdaki Şahika Meyhanesi, We filan hep ortakmış aslında. Yani işletmeci bütün sokağı alıp bir nevi Küçük Beyoğlu yapmış lakin mekanlar daha birbirinden bağımsız çalışıyor. Mesela İndigo Pub’da, Şahika’dan meze tabağı söyleme seçeneğiniz var ama. Bağlantı güzel kurulmuş.

Özetle ben sevdim burayı. 1-2 ufak aksaklığa takılmaya gerek yok. Sakin, lezzetli bir yer. Şimdilik bu kadar, sayanora!

Meraklısına: ??

“Mutlu günler!” | mistiklal ekip

Yiğitcan Karanfil

Lise ve üniversite boyunca İstiklal Caddesi’nden eksik olmamış, üniversite bitiminde de Toronto’ya yollanmış, şimdilik ne yaptığı pek de belli olmayan bir insanım. Mimarım, asabiyim, macerayı severim (gülüşmeler filan). Kendim hakkında bir şeyler yazmaktan da zerre hazzetmem.

Latest posts by Yiğitcan Karanfil (see all)

Bir Cevap Yazın