Savoy Balık

” Minekop mu? hayatımda duymadım…”

Ne zamandır Mistiklal Yazarları’yla rakı-balık yapsak diyorduk. Cumartesi günü gelip çattığında hala nereye gideceğimiz belirsizdi. İlk hedefimiz, Karaköy Lokantasıydı fakat orada yer bulamadık. Hafiften de telaş başladı; bir yandan yaaa buluruz elbet bir yer düşüncesi bir yandan da cumartesi Taksim kalabalığı korkusu derken; Elif Naz Güngör niçün Cihangir’deki Savoy Balık’a gitmiyoruz dedi. Oh dedik ya, ne güzel olur dedik! Yer de bulduk, keyfimiz yerine geldi.

Savoy’u bilenler bilir, Cihangir’in en eski pastanesidir. Buranın sahipleri kanımca semtteki potansiyeli görüp meyhane tarzındaki Savoy Balık’ı açtılar. Çokta iyi yaptılar, belli ki sürekli dolup taşıyor. Siz siz olun rezervasyonsuz gitmeye kalkışmayın efendim.

Dostlar da bilir söz konusu rakı ise hassas bir insanım. Rakıyla yediğimin, içtiğimin ayrı bir önemi var. Gittiğim yerlerde gelen mezelere takacak bin kulp bulurum. Kimisinin tuzu azdır, kimisinin kıvamı tutmaz amma ve lakin Savoy Balık’ın mezelerinin ortalamanın çok üstünde olduğunu söylemem lazım. Haydariye katılan beyaz peynir’in lezzetinden mi söz edeyim, fava’nın tam kıvamlı olmasını mı öveyim, köpeoğlu’nun lezzeti derken… evet tamam andıkça coştum topluyorum; çok tatmin ediciydi efendim. Ama tabi ki kulpsuz olmaz; acılı ezme diye gelen şey acılı ezme değildi. Amcasının oğlu ya da kaynı gibi bir şeydi, tadı da vasattı ama sizi temin ederim ne acıydı ne de ezmeydi. Ara sıcak olarak tercih ettiğimiz kalamar’ı kapış ederek yedik. Beş kişiye bir porsiyon az diyeceğim, biraz da oburluğumuza verin. Sıra balık seçmeye geldiğinde ortaya söyleyebileceğimiz seçenekleri sayan şef garsonumuz, bize minekop önerdi ve ardından fırtına koptu:

-Minekop var efendim
-Çinekop mu?
-Yok minekop.
-Hayatımda duymadım, siz duydunuz mu?
-Yok, bende duymadım.
-Sen duydun mu?
-Yok, ben yemedim hiç.
-E minekop olsun o zaman.

Efendim hemen telefondaki internete sarıldık zira onsuz nasıl yaşadığımızı hatırlayamıyoruz ve öğrendik ki minekop; nam-ı diğer Umbrina cirrosa, Sciaenidae familyasından vücut hafif basık, sırtı kamburca olan öhöm Vikipedi kafasına bağladım yine susuyorum. Uzun lafın kısası hayatımızın ilk minekop deneyimini yaşadık. Deneyim dediğim bayağı götürdük yani. Yenmedik yeri kalmadı minekopcuğun. Gayet de lezzetli bir balıkmış, gönül rahatlığıyla öneriyorum herkese.

Mistiklal ahalisinin tuvaletler konusunda hassas olduğunu biliyoruz. Mekânın en dibinde sağ köşede konumlandırılmış olan tuvaletler kadın-erkek olarak ikiye ayrılmıştı, biliyorum şaşırtıcı olmasa da bu da bir bilgi. Ve gayet temizdi. Tuvalet konusunda kendimi geliştirmem gerek, yazdıklarımdan bunu çıkardım.

Son olarak fiyatların gayet makul olduğunu söylemem mümkün, kelle başı elli kâğıda anlattıklarımla bir büyük Tekirdağ içtik varsın gerisini siz hesaplayın.

İlk yazım olmasından mütevellit sürç-i lisan ettiysem affola diyorum. Savoy Balık’a da mutlaka uğrayın derim efendim.

Meraklısına: web | mail | twitter | face | ekşi | mekanist

“Mutlu günler!” | mistiklal ekip
Sedef Can

Sedef Can

Zamanımın çoğunu İstiklal Caddesi ve çevresinde geçiririm. Yemek olsun, içmek olsun bunlara pek düşkünüm. Bilhassa kahve ve rakı özel ilgi alanıma giriyor. Mistiklal dışında ne ile meşgulsün derseniz; Koç Üniversitesi Tarih Bölümü'nde okuyorum. Gelecekte yaşamımı kalemimle kazanmak gibi bir fantezim var. Hayatta prensip olarak düşünüyorum ama yapmıyorum. Mistiklal ise ilk eyleme geçişim olabilir.
Sedef Can
5 Comments

Bir Cevap Yazın