Aklın Uykusu / Marc Quinn 8 Şubat-27 Nisan @ARTER

Dünyanın Kökeni

Dünyanın Kökeni

Of yeterince yedik içtik, Taksim’i de aşağıdan yukarı fazlasıyla turladık mı diyorsunuz? O zaman sıradaki yazımız size geliyor… İngiliz sanatçı Marc Quinn’in Arter’ de yer alan sergisi gidip de görmeye değer. Şimdi Marc Quinn deyince bilenler bilirler kan, buz ve çok affedersin kakayla yaptığı eserleriyle hayli tanınan bir abimizdir kendisi. Arter’e de 30 dan fazla yapıtını getirmişler. Ee tabi haliyle merak ettik; neyle karşılaşacağız diye ve gidip baktık mistiklal olarak.

Buck & Allanah

Buck & Allanah

Çağdaş sanatın en bayıldığım yanı aldın Osman’ı gittin Osman bambaşka şeyler hayal eder seninle aynı şeyleri görüp. Aldın Leyla’yı gittin Leyla bambaşka.  Marc Quinn’in işlerinde de bu böyle.  Sohbet ede ede gezdik sergiyi: “Ay bu bana çocukluğumdaki büyük memeli Fatma Teyzeyi hatırlattı. Aman da bu adamın da kolu yok” falan. Neyse şimdi şuncacık sanat bilgimi de daha fazla çocukluğumdan detaylı bilgi verip ifşa etmeyeyim.

Biraz kafaları gündelik şeylerden uzaklaştırıp uzaklara yol vermek istiyorsanız buyurun gidin, zaten Arter’deki diğer sergiler gibi bu sergi de kapıdan gelen herkese açık. Ücretsiz anlayacağınız.

Chelsea Charms

Chelsea Charms

Söylemeden geçeceğim bir nokta da tabii ki şu oldu: Bir mimar olarak bu heykellerin yapılış süreçleri. İçerideki heykellerden bazıları (kapı önündeki dev deniz kabuğu dahil) 3 boyutlu tarama teknolojileriyle yapılmış!! (Vay anasını!!) Türkçesi şu: almışlar bildiğiniz deniz kabuğunu, şu küçük olanlar, alet edevatlarla tarayıp bilgisayara aktarmışlar anacığım. Sonra da büyütüp kocaman bronzdan bir heykele dönüştürmüşler. Ay bir ağzımın suları aktı.

Yazımı Marc Quinn Sergisi kitapçığında yazan sözlerle bitiriyorum ve mutlaka kapın Nermin’i Bezmen’i bu sergiyi ziyaret edin diyorum sevgili okurlar..

“Deniz kabuğunun büyütülmesi ve heykele dönüştürülmesi çeşitli soruları da beraberinde getiriyor: Sanat her zaman insanın yarattığı bir şey midir, yoksa dünyada halihazırda var olan ve bir köşede insan tarafından ‘keşfedilmeyi’ bekleyen bir şey mi?”

Elif Naz Güngör

Elif Naz Güngör

Anasının karnından 2.600 kilogram doğdu. Topuklu ayakkabıyla hiç yürüyemedi. Her içkili mekandan “nasıl oradan ayrıldığını hatırlamadan” ayrıldı. Bir gece gülcü tezgahtardan gül bile çaldı. Denizden babam çıksa yerim dedi. Rakıyı sulu, viskiyi kolalı içti. İçtikçe tuvalete gitti ve Mistiklal’in wc’lerini yarattı. İşten de en erken 7.30 da çıkabildi.
Elif Naz Güngör

Latest posts by Elif Naz Güngör (see all)

Bir cevap yazın