Röportaj: The Ringo Jets

ringojetsSevgili mistiklal dostları, daha önce klibiyle yer verdiğimiz The Ringo Jets grubuyla mini bir röportaj gerçekleştirdik. İlk röportajımıza teşriflerinden dolayı kendilerine tekrardan yazılı olarak da teşekkür edelim. Mutlu okumalar!

Gezi olaylarına “dokunduran” ve sosyal medyada epey beğenilen meşhur klibinizle başlayalım. Kimin fikri, nerden çıktı, nasıl gelişti? Belli ki emek harcanmış.

Aslında bu parçayla çıkmak aklımızda yoktu, fakat yola devam ederken selam vermeden geçmeyelim dedik, klip fikri Menajerimiz Reha Öztunalı’dan çıktı. Hemi Behmoaras ve Kerem Meriç de çektiler. Kendilerine buradan tekrar teşekkür edelim.

Gezi olaylarında neler yaşadınız? Aklınızda kalan, ilk hatırladığınız olay?

Hepimizin tecrübesi ortak, sizler neler yaşadıysanız, biz de onları yaşadık. Fakat aklımıza gelen ilk an, kendimizi yalnız zannederken yüz binlerce kardeşimiz olduğunu fark ettiğimiz, o ilk sokağa döküldüğümüz an herhalde.

Daha geriye gidecek olursak hatırladığınız Taksim nasıl? Siz nasıl bir Taksim Meydanı ve Gezi Parkı hayal ediyorsunuz?

Son 10 senedir hızla ölü bir semt olmaya yaklaşan Taksim’den çok, eskiden gittiğimiz, canlı müzik çalınan mekanlarla dolu olan Taksim’i hatırlıyoruz. Hayalimiz Taksim’in eski sağlığına kavuşması ve Gezi Parkı’nın -kötü çiçek aranjmanlarından kurtulup- yeşil alan olarak kalmaya devam etmesi.

Bu albümü nasıl anlatmak gerekir? Albümünüzde başka “Spring of War” tadında parçalar var mı? Çıtayı yükselttiğinizi düşünerek, varsa ikinci klip için ne beklemeliyiz?

Albümde haksızlığa ve baskıya karşı göndermeler olan parçalar var, başka türlü hissetmek imkansız zaten. İkinci klip daha farklı olacak, fazla ayrıntı vermeyelim ama yönetmenin Uçman Balaban olacağını söyleyelim şimdilik.

Yeni albüm konserlerinizde de muhtemel yine Beyoğlu’nda sahne alacaksınızdır. Beyoğlu’nda müzik yapmak sizin için ne ifade ediyor?

Beyoğlu’nu seviyoruz, çoğumuz buralarda çalarak tecrübe kazandık ve Beyoğlu’nda çalmaya devam etmek istiyoruz. Burası birçok müziğin, birçok farklı zevkin ortak noktası ve hepsine erişebiliyor olmak da güzel.

Bir önceki sorunun devamı olsun; çalmayı sevdiğiniz bir yer var mı? İstiklal Caddesi’nde tek tek ya da grupça takılmayı sevdiğiniz mekanlar nereler?

Çalmayı sevdiğimiz mekanların başında Peyote, IKSV ve Babylon geliyor. Buraların haricinde takılmayı sevdiğimiz yerler de var elbette, Tarkan’ı Pendor’da görebilirsiniz, Peyote’ye de uğramayı severiz fakat gece genelde Murat Kelle Paça’da -tercihen- mercimek çorbası içerek noktalanır. Gündüzleri ise bizi doğal ortamımız olan Tünel civarında, stüdyolarda görebilirsiniz. (Bu kısımları National Geographic sesiyle okumanız önerilir.)

Son olarak, Mistiklal okurlarına söylemek istediğiniz özel bir şey var mı? Belki ilk konser tarihiniz ya da bir mesaj?

Beyoğlu’ndaki en yakın konserimiz 26 Mart’ta Babylon’da olacak. Etraftaysanız bekleriz.

Bonus olarak “Tease” parçası için fan-made kliplerini de paylaşıyoruz. Buyrun:

Meraklısına: web | twitter | face | ekşi

Hüseyin
Takip et!

Hüseyin

Editör at Mistiklal
Bendeniz mistiklal'in kurucu ortağı. Bana göre bir mekanda, en belirleyici unsurlar fiyatı ve tuvaletidir. Kendini ne sandığını; aslında ne olduğunu anlatır. İstiklal’i babadan kalma severim, gezerim, okurum ve yazarım. Arşivim, belgelerim var.
Hüseyin
Takip et!

Bir Cevap Yazın