Şehir Meyhanesi

Yaz geldiği vakit şehir tadından yenmez bir hale geliyor.Bir kere şu Güney’e inelim artık, iyi bir tatile çok ihtiyacım var ve bu kış çok yoğun geçti tayfasına elveda deme şansımız oluyor. İstanbul trafiği katlanılabilir hale gelirken Beyaz Yakalılar çoktan Belek ve Bodrum plajlarını doldurmış oluyor. İşte şimdi yazacağım mekân tam da şehirde kalanların yaz akşamlarında iki tek atabilmesi için çok ideal bir yer: Şehir Meyhanesi.

Burayı Hüseyin’den öğrendiğim Çukur Meyhane‘yi ararken keşfettim geçen sene. Tam da Urban‘nın sokağında burnumuzun ucundaymış oysa! Nasıl daha önce görmemişim bilmiyorum.

Geçen gün babam nasıl bir yer orası ya diye sorduğunda, Karaköy Lokantası ilk açıldığında nasıldı hatırlarsın işte öyle bir yer Şehir Meyhanesi demiştim. Bu kadar keskin karşılaştırmalar yapmaktan pek hoşlanmıyorum fakat bana Karaköy’ün ilk zamanlarını anımsatmakta. Biz Türklerdeki nostalji ve asr-ı saadet takıntısı nedir arkadaş, her şeyin geçmişteki bir haline özlem duyma dürtüsü henüz çözebilmiş değilim. Neyse konuyu çok dağıttım, burayı yazıya bu kadar zamandır dökemememin en büyük sebebi yemeklerin masada fotoğraf çekecek kadar duramamasıdır.Hatta fotoğraflardan anlayacağınız üzere, aklımıza yine yemeye başladıktan sonra geldi çekmek.

Genelde tiyatrocuların ve entellektüel kesimin uğradığı bir meyhane. İnsanlar kibar, bağırarak konuşan yahut rahatsızlık yaratan olmuyor. Dekorasyonu sade, göze batan ve abartılı bir şey olmaması mekânın şıklığını pekiştirmiş. Müzik her daim çok kısık bu sebepten güzel bir sohbet ortamı yakalamak mümkün.

20140622-131339-47619564.jpg
Denediğimiz mezeler; patlıcan salatası, barbunya pilâki, acılı ezme, yoğurtlu kabak sarması (adını ben uydurdum belki de başka bir şeydir), fava ve kavun. En çok övgüyü hak eden acılı ezmeydi kanaatimce, uzun vakitlerdir yerken böyle haz aldığım bir meze olmamıştı. Acılı ezme meyhane tarihinde büyük bir meseledir dostlar, çamur gibi yapanlar mı istersiniz, gâvur dağı ile karıştıranlar mı, domatesi boca edenler mi… Fakat burada yiyeceğiniz 10 numara 5 yıldız o kadar çok beğendim.İkinciliği adını uydurduğum yoğurtlu kabak sarması alıyor. Hayatımda ilk kez burada yediğim bir meze ve gerçekten tadılması gereken bir lezzet olduğunu düşünüyorum. İçine sanırım kuş üzümü koymuşlar, çok da yakışmış.Hadi üçüncülüğü de patlıcana verelim. Mayhoşluğu ve rengi çok hoşuma gitti. Favayı pek beğenmedim ama o konuda ben bir referans sayılmam beklentilerimin abartılı olduğunu kabul etmem gerekir. Diğer mezeler gayet lezzetliydi.

Rakıyla ana yemek yemeği tercih etmiyorum, menüde çeşitli balıklar vardı ama benim pek deniz ürünleri düşkünlüğüm yok, sizi o konuda aydınlatamıyorum ne yazık ki. Bir de 35’lik rakıyla doğruyu söylemek gerekirse ancak kalamara kadar gidebiliyorum. Ama kalamarın bir porsiyon sorunu vardı, iyi şeyleri söyledik kötüsünü de söylememiz lazım yani iki kişi için ufak kaçıyor biraz o kalamar tabağı.

Tatlı olarak dondurmalı irmik yedik, güzeldi ama çoktan doymuş olmamıza rağmen şımarıklıktan söylemiştik. Ben onu bir de daha açken yemek istiyorum:) .
Temizlik ve servis güzeldi. Tuvaletler tam puanı hak ediyor. Saydığım mezeler, kalamar, tatlı ve rakıyla adam başı 65-70 TL arası bir fiyat geliyor ki ben gayet uygun olduğunu düşünüyorum. Meyve ve kahve ikramları olabiliyor, bunu belirtiyorum zira artık şu basit jesti yapmaktan çekinen yerler çoğunlukta Beyoğlu’nda. Yaz gelmişken bir akşam mutlaka uğrayın derim, şimdiden afiyet olsun.

Meraklısına: web | ekşi | mekanist | foursquare

Sedef Can

Sedef Can

Zamanımın çoğunu İstiklal Caddesi ve çevresinde geçiririm. Yemek olsun, içmek olsun bunlara pek düşkünüm. Bilhassa kahve ve rakı özel ilgi alanıma giriyor. Mistiklal dışında ne ile meşgulsün derseniz; Koç Üniversitesi Tarih Bölümü'nde okuyorum. Gelecekte yaşamımı kalemimle kazanmak gibi bir fantezim var. Hayatta prensip olarak düşünüyorum ama yapmıyorum. Mistiklal ise ilk eyleme geçişim olabilir.
Sedef Can

Bir Cevap Yazın