Sofyalı 9

Yine Beyoğlu’nun bir meyhanesi ile karşınızdayız!

Bu kez durağımız Asmalımescit’in demirbaşlarından biri oldu: Sofyalı 9. İsmini bulunduğu sokaktan almış olan mekân on beş senedir hizmet vermekte. Hem her daim kalabalık hem de sıkı müdavimleri olan bir meyhane burası. Hakkında pek çok şey duymuştum ve biraz da bu sebepten beklentilerim yüksekti. Ancak en baştan söylemek zorundayım pek mutlu ayrılmadım Sofyalı’dan. Tamam, evet ben biraz müşkülpesent bir tipim konu rakı ve yanındakilere gelince fakat emin olun masadan kimse memnun kalkmadı.

Gitmek isteyenleri uyararak başlayalım, mutlaka rezervasyon gerekiyor. Öyle geçerken uğrayayım deyü yer bulma şansınız düşük. Ben mekânın pek çok katı olduğunu bilmiyordum, masamızın yukarıda olduğunu öğrenince biraz şaşırdım. Söylememezlik olmaz, Sofyalı’nın en büyük avantajı muhabbet için uygun bir meyhane olması çünkü üst kat ufak olmasına rağmen masalar rahattı üstelik ilerleyen saatlerde tüm kat dolmasına rağmen birbirimize bağırmak zorunda kalmadan sohbet edebildik.fotoğraf 1 (8)Gelelim yemeklere, meze olarak; barbunya, acılı ezme, topik, köpoğlu, kavun, fava ve soslu patlıcan söyledik. Bu arada meze tepsisinde haydarinin olmaması benim saplantı nevrozumu tetikledi, bayağı kafama taktım hatta tüm gece içimden söylenip durdum. Hepsi için genel bir yorum yapmam gerekirse vasat derim. Şöyle ki;

-Köpoğlunun yoğurdu ekşimişti (ağır falya vermektir bu meyhanecilikte),

-Fava kuruydu ama idare ediyordu (bir beden küçük tayyörle düğüne gitmek gibi düşünün)

-Acılı ezme ortalamaydı (topuğu vuran siyah şık gece ayakkabısının hissi)

-Barbunya gerçekten çok kötüydü (mesela altına ekose şort giyip, üstüne başka ekoseden gömlek giyen bir erkek)

– Soslu patlıcan adeta bir idare lambasıydı

-Topik ise tek düzgün mezeydifotoğraf 5 (2)Kavunun da sezonuydu zaten, e bir zahmet güzel olsun. Ara sıcak olarak fincan böreği, kalamar ve kaşarlı mantar söyledik. Fincan böreği göreceli olarak güzeldi. Kalamar kararındaydı ama porsiyon çok küçüktü öyle ki yeniden söylemek zorunda kaldık zira serde açlık da vardı. Kaşarlı mantar güveç ise bir faciaydı, ufak acı kültür mantarlarının üzerine bir avuç kaşar serpilmişti ne tadı vardı ne tuzu.

Anlayacağınız tam bir hayal kırıklığı yaşadım diyebilirim.Bu arada iki tane 35’lik Yeşil Efe içtik, az içeriz diye başlayıp bir büyük ile bitirmiş olduk yani. Mezeleri beğenmememizin de payı vardı alkolün miktarında bence, bastırmak mı istedik artık nedir bilemiyorum. Meyve tabağı ikram ettiler sağ olsunlar ama oda bizi pek kesmedi. Gece McDonalds’da chesseburger yerken bitti varın gerisini siz düşünün:)

Garsonlar güler yüzlü ancak yavaşlardı. Amma ve lakin tuvaletler mis gibiydi (e yiğidi öldür hakkını yeme demiş atalarımız).Tüm saydıklarımla adam başı 100Tl hesap ödedik ki fazlaydı benim gözümde 80 gelse daha insaflı bakardım iki 35’liğin hatırına. Bu kadar lafımdan anlayabileceğiniz üzere rahatça tavsiye edemiyorum kimseye. Kendim için de, bunca iyi seçeneğin arasında yeniden tercih edeceğim bir yer olarak görmüyorum.

Sedef Can

Sedef Can

Zamanımın çoğunu İstiklal Caddesi ve çevresinde geçiririm. Yemek olsun, içmek olsun bunlara pek düşkünüm. Bilhassa kahve ve rakı özel ilgi alanıma giriyor. Mistiklal dışında ne ile meşgulsün derseniz; Koç Üniversitesi Tarih Bölümü'nde okuyorum. Gelecekte yaşamımı kalemimle kazanmak gibi bir fantezim var. Hayatta prensip olarak düşünüyorum ama yapmıyorum. Mistiklal ise ilk eyleme geçişim olabilir.
Sedef Can
One Comment
  1. Pingback: mistiklal.com | Güler Ocakbaşı

Bir Cevap Yazın