The North Shield Asmalımescit

Geçen hafta Galatasaray-Fenerbahçe maçını izlemek için bir yer ararken aklımıza birdenbire geldi The North Shield. Ne zamandır önünden geçer, ne güzel görünüyor der ve içeri girmezdim. Maç keşfetmek için bahane oldu diyebiliriz. Rezervasyon almadıkları için bir buçuk saat önceden yer kapmaya gittik, elbette bir uyanık biz olmadığımızdan ancak barda yer bulabildik. Bilmeyenler için not düşelim;  North Shield farklı şubeleri olan, İngiliz Pub/Bar uyarlamaları yapan bir işletme. Beyoğlu’nda da Meşrutiyet Caddesi üzerinde bir şubeleri var.

The North Shield Asmalımescit, Palazzo Donizetti Otel’inin bünyesinde yer alıyor. Otel adını Osmanlı Devletine II. Mahmut (1789-1839)  döneminde hizmet etmiş İtalyan bir müzisyen olan Giuseppe Donizetti’den almış.  Anladığım kadarıyla anısını yaşatmak için konulmuş bir isim, yoksa merhumun bir alakası yok otelle ya da binayla. Kimdir bu adam diye merak edenler varsa kendilerine Emre Aracı’nın kitabı Donizetti Paşa Osmanlı Sarayı’nın İtalyan Maestrosu’nu öneririm. Ufak tarih molamızdan mekânımıza dönecek olursak:

İçeri girer girmez sizi saran bir atmosferi var. Kullanılan yoğun ahşap, 19 yy havasını yakalayan harika tavan ve avizeler, ışığın loşluğu hepsi on numara diyebiliriz. Peki, ne on numara değil? Bar sandalyeleri! Tabii onlara tabure demek lazım aslında ya da üstüne tünenip düşmemek için çaba sarf ettiğin bir nesnede olabilir. Düşünün ki maçın sonuna dayanamadık, öyle bir bel ağrısı çektik. Yani öncelikle arkasına yaslanılabilen destekli bar sandalyelerine ihtiyaçları var.

20140418-130905.jpg

İçki menüleri gerçekten geniş, bira ve viski çeşitleri boldu gözlemime göre. Fiyatlar ucuz değil, ancak Asmalımescit’teki herhangi bir bar ya da restorandan da pahalı değil açıkçası. Biz Duvel ve Peroni içtik, pek bira düşkünü değiliz yani siz gittiğinizde daha iyi seçimler yapabilirsiniz kanımca.

Yemek seçeneği kısıtlı, sadece atıştırmalıklar var. Bu aslında bir Pub için anlaşılabilir bir durum, öyle teferruatlı bir yemek menüsü beklemek saçma olurdu. Turkish Combo (köfte, patates, börek, sosis) isimli karışık bir tabaktan sipariş ettik, içindekiler genelde hazır ürünlerdi. O açıdan 26TL’yi hak etmiyordu benim fikrim, yani içkilerin değilse de aperatif fiyatları daha uygun olabilir. Yalnız daha sonra kuruyemiş sipariş ettik, sanırım şu ahir ömrümde dışarıda yediğim en taze kuruyemişti, ona kefilim yani.

Genel olarak maç izlerken insanlar düzgün davranıyorlar, birkaç tane çıldırmış ilkel arkadaş da mevcuttu tabii böğüren ve tepinen ama sanırım böyle bir derbi için anlaşılabilir bir durum.

Yeniden gider miyim, evet. Bir daha barda oturur muyum hayır(en azından aynı tabureler durduğu sürece). Maç izlemek için güzel bir seçenek olabilir, ya da sadece sohbet ve içki için uğranabilir diye düşünüyorum.

P.S. Şu an yazarken fark ettiğim tuvaletlerini ziyaret etmedik, onu da inceledikten sonra buraya not düşeceğim.

Sedef Can

Zamanımın çoğunu İstiklal Caddesi ve çevresinde geçiririm. Yemek olsun, içmek olsun bunlara pek düşkünüm. Bilhassa kahve ve rakı özel ilgi alanıma giriyor. Mistiklal dışında ne ile meşgulsün derseniz; Koç Üniversitesi Tarih Bölümü'nde okuyorum. Gelecekte yaşamımı kalemimle kazanmak gibi bir fantezim var. Hayatta prensip olarak düşünüyorum ama yapmıyorum. Mistiklal ise ilk eyleme geçişim olabilir.
Sedef Can

Bir cevap yazın